Middle-Earth: Shadow of War İnceleme

<span class="fa fa-user"></span>
Ceyda Doğan Karaş
İnceleme
846
0

J.R.R. Tolkien’ın Yüzüklerin Efendisi evreni o kadar mükemmel bir hale geldi ki hala birçok yapım, aynı yoldan ilerlemeye çalışıyor. Çeşitli diziler, oyunlar derken Middle Earth serisi, kalbimizi çalmaya yetti. Pek tabii ki eksileri yok değildi. Mesela Shadow of Mordor için hikayeyi beğenmeyen mi dersiniz, yoksa sırf Batman Arkham serisinden alınan oynanışa benzediği için mi dersiniz çeşitli bahanelerle oyunu yerden yere vuran çoktu. Oysa genel olarak bakıldığında ve birebir Yüzüklerin Efendisi ile aynı kefeye konmadığında Shadow of Mordor, DLC’leriyle eğlenceli oynanışın yanında, tatlı hikayeyi gözler önüne seriyordu. Aynı durum Shadow of War için de geçerli. Tabii daha fazla detayla birlikte elimizde mükemmel bir oyun yok. Zaten mükemmel oyun dediğimiz tek yapım… Yooo, bu tuzağa düşmem, sonra taşlarsınız. Neyse, konumuz 10 Ekim tarihinde çıkış yapmış olan Middle-earth: Shadow of War.

WB Games’in dağıtımcılığını yaptığı ve Monolith Productions’ın geliştirdiği oyunumuz bizleri açık dünya, aksiyon, biraz rol yapma ve fantastik öğelerle baş başa bırakıyor. Genelleme yapacak olursak biz şuna açık dünya ve aksiyon deyip geçelim. Açık dünya konusu pek tabii ki tartışmaya açık. Ortada bir dünya var evet ancak zaten gidebildiğimiz yerler belli. Her türlü kocaman bir evrenle baş başayız ve tek sorun, bu evrendeki belli mekanların birbirine fazla benzemesi. Kişisel olarak mekan tasarımlarının birbirine benzemesi beni pek rahatsız etmedi. Bir yerden sonra oynanışa kendinizi fazla kaptırabiliyorsunuz, arada manzaralar da pek etkileyici ve bu nedenden benzerlik konusu hemencecik kafanızdan uçup gidiyor. Açık Dünya konusunun tabii ki artıları da mevcut; mesela olup olmadık yerlerden çalıda gizlenirken, orkun bir tanesi “MAN FLESH!” diyerek sürpriz saldırı ile tepemize atlayabiliyor. Her şeye hazırlıklı olmakta fayda var.

Oyun, Shadow of Mordor’un devamı. Bu nedenden, ilk oyunu oynamadan buna girişmeyin derim. Hem konuyu daha rahat anlamak, hem de o oyunun Orta Dünya’sına alışmak için güzel bir başlangıç olabilir.

Hikaye

Oyun tekrar bize Talion karakterinin kontrolünü veriyor. Gondorlu korucu Talion, biliyorsunuz Eregion’un Lordu Celebrimbor’un hayaleti sayesinde hayatta kalmayı başardı. Onun varlığı olmadan Talion, ölüme mahkum. Sevgili Celebrimbor, güç yüzüklerini döven elf  ve Karanlık Lord Sauron tarafından yenilgiye uğramış. Gel zaman git zaman ilk oyunun ardından Talion, karanlık bir güç tarafından ele geçirilemeyecek Güç Yüzüğü yapmak istiyor. Celebrimbor boş durur mu, dünden razı zaten. İşe koyuluyorlar ve mavi mavi ışıldayan bir Güç Yüzüğü dövüyorlar. Daha oyunun başında tabii ki beklendiği şekilde bu yüzük, yanlış ellere geçiyor.  Üstelik yüzüğü ele geçiren kişi de Shelob. Doğru okudunuz hani Frodo’yu felç eden ve Sam’in öldürdüğü devasa örümcek. Bu oyunda kendisi, hmmm biraz farklı. Spoiler olmaması adına devamını yazmaya niyetim yok. Hikayemizin kalanında bizleri Nazgul, Witch King, Gollum gibi tanıdık diğer isimler de karşılıyor. Gollum, Celebrimbor’a hizmet etmeye ve rehberlik yapmaya devam ediyor. Hikayeye odaklanırken, Yüzüklerin Efendisi evreninden sıyrılıp, biraz daha farklı düşünmeniz önemli. Çılgın bir J.R.R. Tolkien fanıysanız ve onun dünyasındaki her şeyi birebir bu oyundan bekliyorsanız, hiç bulaşmayın derim. Zira belli karakterler farklı ve anlatım da yadırganacak cinsten. Amacımız ise Sauron’u yenmek (oldu canım başka). Nasıl yaparız, nasıl ederiz orası muamma tabii.

Oynanış

Oynanış kısmında ilk oyundan farklı pek bir şey yok. Vuruş dinamikleri daha estetik ve karakterimizin de vücut hareketleri daha keskin. Bu noktada eklenen yeni yetenekler ve bu yeteneklerin de ekstra güçlendirilmesi (upgrade) sayesinde, oynanış kısmına birkaç farklı nokta eklenmiş. Karşımıza çıkan birçok kaleyi kontrol etmeye çalışıyor ve doğal olarak bu kalelerin tepesindeki Overlord’ları öldürmemiz gerekiyor. Ayrıca her Overlord öldürüp, ele geçirdiğimiz kaleye de kendi Overlord’umuzu eklemek zorundayız. İşte tam burada ilk oyuna geri dönüyor ve kendi ork ordumuzu kuralım kafasını yeniden yaşıyoruz. Gönül isterdi ki daha farklı bir şeyler yapalım. Hoş, en azından ork kontrolünde daha fazla çeşitlilik bizi bekliyor. Overlord altında çeşitli Warchief’leri atayabiliyoruz, onları bize düşman ork Warchief’lerine tuzak hazırlaması için yollayabiliyor ve Talion olarak birlikte savaşabiliyoruz. Oyun, daha çok ordu kur, yönet ve Sauron’un orklarını zayıflat, ele geçir gibi mantıkta ilerlemiş. En azından ilk oyuna oranla daha fazla çeşitlilik söz konusu ve bu da oynanış kısmında, bol bol zamanınızı yiyebiliyor.

Birbirlerine tuzak kuran mı dersiniz, yemek için kavga eden mi dersiniz veya sırf zevk için kafes dövüşü mü yapan dersiniz, bir yığın güç gösterisi konusu ork kültürüne işlemiş durumda. Hatta kontrol ettiğimiz Warchief’lerden birini Sauron’un Warchief’lerinden birine yollayıp, “pit fight” yani çukur savaşı bile yaptırabiliyoruz. Bu kısımda kontrol bizde değil ancak yenersek Nemesis sisteminin getirilerinden yararlanıp, daha güçlü bir Warchief’e sahip olabiliyoruz.

Yazımın başında sürpriz saldırı yapan orklardan bahsetmiştim. Bu arkadaşlar genelde yüksek rütbeli oluyorlar yani Captain veya Warchief. Onlar sürpriz saldırı yapıp, ensemizde belirdiklerinde bizi ezmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Benden size tavsiye, ne kadar yüksekteyseniz, o kadar şanslısınız. İlk oyun gibi her rütbeli orkun, korkuları var. Aynı zamanda belli saldırılara da güçlüler. Kimisi gizli saldırıya karşı bağışıklık kazanmış durumda, kimisi ateşten korkuyor. Olur da “worm” yani kafalarında yeşil kutucuk olan minik orkcuklarımızdan Warchief’ler hakkında bilgi alamadık diyelim, sürpriz saldırı yedik, ne olacak? Konuşmayı dinleyeceğiz. Genelde her saldırı yapan yüksek rütbeli orkumuz, çok konuşuyor ve genelde bizi eziyorlar, dalga geçiyorlar. Tabii o kadar konuşmanın arkasında “kimisi” zayıf noktasını dilinden kaçırabiliyor.

Görevler

Oyunda takip ettiğimiz ana hikayenin dışında birçok yan görev mevcut. Yüksek rütbeli orkları ele geçirmek, öldürnek veya sürgüne yollamak için arayışa girebilir, ayrıca günlük görevlerle zaman öldürebiliriz. Ayrıca bir de Online Vendettas isimli bir sistem mevcut. Bu sistem siz online olarak oyunu oynadığınızda ve Warchief’lerden birine yenildiğinizde, tüm Dünya’da görüntülenebiliniyor. Böylece bizim alt edemediğimiz düşmanı, onlar alt edebiliyorlar. XX’in intikamını al şeklinde görünen bu görev dizilimleri de fena değil. Ek olarak oyunun en önemli olan Nemesis sistemini unutmamak gerek. Öldüğümüz her an, düşman güçleniyor. Seviyesi artıyor ve belli yeteneklerimize karşı bağışıklık kazanıyor. Oynanış süresi ise görevlerle ve zorluk derecesine göre değişiyor. 15 saatte de hikayeyi bitirmek mümkün, 60 saatte de. Yan görevlere bakayım, açık dünyanın tadını çıkartıp kaleleri ele geçirip onları savunayım derseniz 80 saate kadar bu süre çıkabilir.

Silahlar ve yetenekler 

Talion, ilk oyunda gördüğümüz birçok yeteneğe sahip. Ekstra olarak bu oyunda yeteneklerimiz 6’ya ayrılıyor. Combat, Predator, Ranged, Wraith, Mounted ve Story. Her yetenek, aldığımız deneyim yani XP puanına göre artıyor. Her ana yeteneğin içerisinde ayrıca upgrade’ler mevcut. Upgrade’lerin hepsi aynı anda kullanılamıyor, yani ana yetenekte bulunan 3 upgrade’den sadece birini kullanabiliriz. Hangisi seçip seçmeyeceğinize, karşınızdaki düşmana göre karar verebilirsiniz. Üzerimizdeki eşyalar ise çeşitli “gem”lerle güçlendirilebiliyor. Uzun kılıç, kısa kılıç, ok veya çekiç (ranged), göğüs zırhı, pelerin ve yüzük, üzerimizde bulunan eşyalar. Ayrıca haritadaki belirli başarımları (Ithildin, Lost Artifact, Shelob’s Memory vb.) toplamak da bize “Legendary Sets” isimli özel eşya setlerini kazandırıyor.

Combat: Adından da anlayacağımız üzere dövüş yeteneklerimiz. Daha çok yakın mesafeden düşmanlarımıza farklı combolar yapmamızı sağlıyor. Combat yetenekleri de kendi içerisinde 6’ya ayrılıyor ve her 6 yeteneğin içerisinde 3’er tane de upgrade (güçlendirici) var. Mesela, execution (infaz) yeteneği aldık diyelim. Bu yeteneğin içerisinde bulunan 3 ayrı upgrade’den biriyle infaz yeteneğimizi ekstra güçlendiriyoruz. Mesela, hasar aldığımızda veya düşmanı gizlice infaz etmede Might kazanmak. Predator: Avcılık yeteneklerimiz. Orkların yemeklerini uzaktan zehirleme, daha hızlı koşma gibi yetenekleri kapsıyor. Ranged: Okçuluk kabiliyetlerimizi güçlendiren yetenekler.Oku hedef aldığımız orka ışınlanma veya kamp ateşini patlatma gibi yetenekleri Ranged sekmesinde bulabiliriz. Wraith: Kişisel olarak favori yetenek ağacım. Biricik dostumuz Celebrimbor’u kullanırken, daha aktif olmamızı sağlayan bu yetenekler düşmanın canını emme, onları dondurma gibi tatlı özelliklere sahipler. Mounted: Caragor, Graug Rider, Dragon gibi yaratıkları kontrol etmemizi sağlayan bu yetenekler, ayrıca belli zaman sürelerinde bineğimizi yanımıza çağırmamızı da sağlıyor. Mesela, Warchief’in biri, sizi köşeğe sıkıştırdığında Caragor çağırıp, dikkatleri dağıtabilirsiniz. Story: Hikayede ilerledikçe açılan yetenek dizilimleri. Tıpkı diğer yetenekler gibi Story tarafının da upgrade’leri mevcut.

Fasulyenin faydaları

Onu, bunu geçin de asıl konumuz olan microtransaction konusu, oyunun en çok tartışılan içeriği. Güzel haber, microtransaction ve loot box konusu, oynanışı aman aman değiştirmiyor. Hadi çok değiştirdiğini düşünüp, çılgın gibi güçlü eden eşyalar bu kutulardan düşüyor diyelim; zaten oyun içerisinde yapılan her görevden yüksek miktarda oyun parası kazanılıyor. Eğer ork ordumuzu genişletmeyi bir an önce istiyor ve gerçek para da harcamak istemiyorsak, görevleri yapmak yeterli. Kazanılan oyun içi parayla, Market’ten dilediğimiz kutuyu alıp, orklarımızı güçlendirebilir ve ordumuzu genişletebiliriz. Ek olarak Online Vendettas sistemi ve günlük görevler de bol bol loot box veriyor. Günlük görevleri es geçmeyin.

Grafikler ve detaylar

Her rütbeli ork modellemesi, giydikleri zırh şekli farklı ve karakterleri de ilginç. Kimisi takıntılı şekilde tek bir kelime söyleyerek düşmanlarına saldırıyor, kimisi ise farklı ve eski bir dilde konuşuyor. Oyun, ork modellemeleri ve seslendirmesi konusunda dersine iyi çalışmış. Müzikler ve manzara kısmı da oldukça başarılı. İlk oyuna oranla daha geniş bir evren, daha büyük bir harita ve daha etkileyici manzara tasarımlarıyla karşı karşıyayız.

İnciğine cinciğine baktığımızda Shadow of War, mükemmel değil. Hatta teknik kısımlara ve oynanışa baktığımızda ilk oyuna oldukça benziyor. Ancak ek olarak çeşitli süslemelerle daha da renklendirilmiş, grafikleri düzeltilmiş, birçok kesime göre de farklılaştırılmış hikayeyle Shadow of War, türünü sevenlere hitap eden bir yapım olmuş.

Oyunu uygun fiyata buradan satın alabilirsiniz.

J.R.R. Tolkien’ın Yüzüklerin Efendisi evreni o kadar mükemmel bir hale geldi ki hala birçok yapım, aynı yoldan ilerlemeye çalışıyor. Çeşitli diziler, oyunlar derken Middle Earth serisi, kalbimizi çalmaya yetti. Pek tabii ki eksileri yok değildi. Mesela Shadow of Mordor için hikayeyi beğenmeyen mi dersiniz, yoksa sırf Batman Arkham serisinden alınan&hellip;

Middle-Earth: Shadow of War İnceleme

GRAFİK - 8
SES / MÜZİK - 8.5
ATMOSFER - 8
OYNANABİLİNİRLİK - 7.5

8

Türünü sevenler kaçırmasın

Orta Dünya konseptini seviyor ve açık dünya elemenlerine de hayransanız Middle-Earth: Shadow of War, zamanınızı hak eden bir oyun.

User Rating: Be the first one !
8
Assassin’s Creed Origins – Ashraf Ismail’den Özel Röportaj