İnceleme

Resident Evil Village İnceleme

0
Resident Evil Village İnceleme

Remake yapımların oldukça popüler olduğu son zamanlarda Resident Evil’in mükemmel bir performans sergilediğini kabul etmek gerek. Birçok Silent Hill takipçisi yıllardır hareket beklerken, Capcom hızını alamayıp karşımıza Resident Evil Village çıkarınca, bütün dikkat zaten vampir hatunlarımıza döndü bile.

Oyunun daha ilk açılışı bile insanı inanılmaz etkiliyor. Bir yandan eski oyunlara saygı duruşu yapan Village, diğer taraftan kendi kurallarını da size vurgulamaktan geri kalmıyor. Elbette “mükemmel” ötesi bir oyun değil, ancak Capcom’un sizi davet ettiği bu maceraya (özellikle Resident Evil seviyorsanız) bayılacağınızdan hiç şüphemiz yok. Village, Resident Evil 7’nin sona ermesinden birkaç yıl sonrasını konu alıyor. Eğer spoiler istemiyorsanız veya hikayeye biraz daha hakim olmak istiyorsanız RE 7’yi oynamanızı tavsiye ederiz. Ethan ve Mia, Baker ailesinin kabusundan kurtulmuştur ve mutlu bir hayat kurmak için Doğu Avrupa’ya taşınırlar.

Ancak olaylar aniden ters köşe yapar ve karşılarında Chris Redfield belirir. Mia’yı öldürür ve bebeği de kaçırır. Ethan da kendisini yine aynı “kaybolan değerliyi bulma” görevinde bulur. Bir ormana girer, kaybolur ve bu sefer gotik korkunun hakim olduğu karla kaplı bir köyde kendisini bulur. Village, FPS türünde de odaklanıyor yani suratınıza doğru fırlayan yaratıklara hazır olmak önemli. Bunun yanında dümdüz koşmak veya hayatta kalmak değil, gizemli dükkan sahibinin malzemelerine de bakmak önemli. Bu havayı özellikle Resident Evil 4’te çok yaşamıştık.

Aynı hava, Village için de geçerli. Bazı istisnalar dışında karşınıza çıkan her şeyi öldüreceksiniz, cephane veya daha güçlü silahlar satın alabilmek için para biriktireceksiniz. Parayı da öldürdüğünüz yaratıklardan toplayacaksınız. Yani RE4’ün aksiyonu, Village’a iyi anlamda yedirilmiş olması hoş bir dokunuş olmuş. Bir yandan gerilim, diğer taraftan da oyuncuyu sürekli tetikte tutan leziz dokunuşlar. İşin güzel yani Village, acımasız bir oyun da değil. RE4’teki gibi cephaneye aç bırakmak yerine, bir noktada size hayatta kalabilmeniz adına yardımcı oluyor.

Oyunun aksiyonu öyle boş da değil. Karşınıza çıkacak yaratıklar veya yarı zombiler, hızlı hareket edebiliyor ve ateş ederken açınıza dikkat etmeniz de gerekiyor. Hatta kimi zaman kaçmalı ve köşeye sıkışmadan düşmanınızın zayıf noktasını bulmalısınız. Bu şekilde yazınca korkutucu gelebilir, ancak merak etmeyin bu tarz yaratıklar tehdit sayılmazlar. Zaten yaratıklarla karşılaşmanız bir anlamda iyi, alıştırma yapıyorsunuz gibi düşünebilirsiniz. Mesela birkaç tanesi üzerinize geldiğinde birini sersemletip, yakındakini hızlıca öldürmeli ve uzaktakini yavaşlatabilmelisiniz. Bu sırada malzemelerinizi de gözden geçirmeyi unutmayın elbet. Düşen yaratıklardan toplayabildiğinizi kullanmalısınız. Duke’ün mağazasında silah yükseltmeleri, tabancalar, cephane bulmanız mümkün. Eğer yeterince yaratık öldürürseniz, daha hikayenin yarısında hemen hemen her şeyi yükseltecek paraya sahip oluyorsunuz.

Eğer klavye ve mouse kullanıyorsanız Village, o kadar da zor bir oyun değil. Düşmanlarınız pek öngörülebilir değildir, özellikle zorluk seviyesini arttırırsanız daha fazla hasar verirler ve vurulmaları daha zordur. Genel olarak Village’da bir köyde olsanız da kendinizi eninde sonunda merkez noktasında bulacağınız bir çemberde bulursunuz. Zaten olayların çoğu da kalemsi bir malikanede geçer. Hikayenin bir sonraki bölümünde isteğe bağlı olarak bazı konumların da kilidini açabilirsiniz. Tabii bu isteğe bağlı alanların çoğu bir lycan tarafından korunur. Bazı alanlar ise boss’lar barındırır ve içerisinde özel hazineler saklar.

Ana bölgelerin/alanların her birine Mother Miranda tarafından kontrol edilen Dört Lord’dan biri başkanlık eder. Bu evler; Dimitrescu Ailesi, Heisenberg Ailesi, Moreau Ailesi ve Beneviento Ailesi’dir. Sembollere dikkat ettiğinizde aslında Umbrella’nın da çok uzaklarda olmadığını az biraz anlıyorsunuz. Dev kadın karakter, interneti sarsarken Village’daki etkisinin de büyük olduğunu itiraf etmek gerek. Lordlar arasındaki dramanın yanında Ethan, başlarda biraz gölgede kalıyor ancak oyun sonuna doğru kahramanlığını konuşturuyor. Lordlar demişken, her birinin farklı güçleri olduğunu belirtmekte fayda var. Mesela Dimitrescu kalesi anahtarları bul, bulmacaları çöz, kaybolmamak için odalardaki minik detaylara dikkat et gibi içeriklerde ustalaşmanızı gerektiriyor. Tabii her açtığınız kapının farklı sürprizler barındırabileceğini de bilin. Ufak bir not: Lady Dimitrescu, öldürülemiyor.

Hatunun amacı, kaledeki gücünü göstermek ve sizi olabildiğince diken üstünde tutmak. Bütün bunların yanında kalenin muazzam göründüğünü belirtmek zorundayız. Lady tatlı elbette orasında hepimiz hemfikiriz. Ancak kalenin görünüşü ve tasarımının yanında oyunun kattığı az aksiyon, orta derece korku, kimi zaman kafa karıştırıcı bulmacaları derken her şeyin dozunda olması Village’ı yeterince başarılı bir oyun haline getiriyor. Oyunun ikinci yarısında geldiğinizde bazı olayların tekrar edilebilmesinden endişe edebilirsiniz, gerek yok. Tam tersi oyun, ilerledikçe çeşitliliğini korumayı başarıyor.

Bulmacaların daha hızlı çözülmesi gerekiyor, yaratıkların tepenize binmesine saniyeler kalan kovalama sahneleri ekleniyor ve dahası. Tabii her şeyi geliştirip epik silahlara sahip olduğunuzda oyunun biraz rutinleşmesinden kaçamıyorsunuz. Oynanış süresi 8-10 saat değişen Village, farklı zorluklarda bu süreyi arttırmanıza izin veriyor. Süper hızlı oynamak isterseniz tabii 3 saatte bile tamamlamanız mümkün. Ayrıca oyun hikayesini tamamladıktan sonra Mercenaries Mode adında bir mod açılıyor.

Bu modda size verilen sürede, olabildiğince fazla düşman öldürmek ve bu süreçte tabii ki hayatta kalmak gerekiyor. Her bölgede, aşamalar arasında silah yükseltmeleri için harcayacağınız para biriktirirsiniz ve sağlığınızı iyileştirebilecek veya yakın mesafeden daha fazla hasar vermenizi sağlayan yarı rastgele yetenek yükseltmeleri alırsınız. Bölgeleri geçtikçe karşınıza çıkan düşmanlar duvar ve çatı tepelerinde belirebiliyorlar. Merak etmeyin bir bölgeye girmeden önce hazırlanmanız için Duke’ün mağazasına göz atabiliyorsunuz. Bir noktada bölgeden bölgeye geçerken düşman türleri de değişeceği için silahlarınızı ona göre geliştirmek de önemli bir rol oynuyor. Her düşman öldürdüğünüze birkaç saniye, o bölgedeki sarı orb’u alırsanız 30 saniye daha kazanırsınız.

Ayrıca her bölgede birkaç mavi orb vardır. Bu mavi orblar size belli yetenekler verir, seçimlerinize dikkat edin. Zira bu yetenekler modun sonuna kadar pasif olarak yakanıza yapışıyor. Sonuç olarak Village, iyi kısımlarda oyuncunun kalbini kazanırken, kötü noktalarda hayal kırıklığı yaşatabiliyor. Korku olarak RE7 kadar tatmin edici değil ve hikaye de biraz daha kısaymış gibi hissettiriyor. Ancak bir noktada ambiyansı, müzik seçimleri, yaratık tasarımları, hikayesi derken aksiyonuyla da zamanınızı hak eden yapımların arasına girmeyi başarıyor.

product-image

Resident Evil Village

8

Village, iyi kısımlarda oyuncunun kalbini kazanırken, kötü noktalarda hayal kırıklığı yaşatabiliyor. Korku olarak RE7 kadar tatmin edici değil ve hikaye de biraz daha kısaymış gibi hissettiriyor.

Artılar
  • Çarpıcı görsellik ve etkileyici atmosfer
  • Çok sayıda keşfedilecek mekanlar
  • Yaratık modellemeleri ve boss savaşları
  • Unutulmaz karakterler
  • Basit silah kullanımı ve yükseltme sistemi
  • Muhteşem ses ve müzik
Eksiler
  • Hikaye bazı noktalarda eksik ve tuhaf gelebiliyor
  • Kötü karakterler eğlenceli ancak hikaye bağlantıları eksik hissediliyor
Keeper of Time
“Lost time is never found again. Oh, never mind I found it.”

    Intel, Mobil Cihazlar İçin Yeni 11. Nesil Çekirdeği Piyasaya Sürüyor

    Previous article

    eFootball PES 2021, UEFA EURO 2020 heyecanı ile kaplanıyor

    Next article

    You may also like

    Comments

    Comments are closed.

    More in İnceleme