1 Dakikada İnceleme

1 Dakikada Red Dead Redemption 2 // Alınır Mı Alınmaz Mı?

0

Rockstar Games, şimdilik sadece PS4 ve Xbox One platformlarında oynayabilen Red Dead Redemption 2 (RDR2) ile çoğumuzun kalbini çalmayı başardı. Oyun, mükemmel değil ve hatta belli noktalarda grafik bug’ları, FPS düşüşleri de sıkıntı yaratan noktaların başında geliyor. Peki nasıl oldu da RDR2, bu kadar sevildi ve oyuncuların dilinden düşmüyor?

RDR2’nin sosyal medyada olsun veya çeşitli inceleme sitelerinden yüksek puanla tepeye tırmanması derken, aslında işin arkasında eğlenceyi temel alan bir ana fikir yatıyor. Oyunda, ne zaman ne olacağını kestirmek neredeyse imkansız. TPS veya FPS bakış açısıyla oynanabiliniyor ancak FPS kısmında daha düzeltilmesi gereken birkaç nokta var. Hatta oyuna bir de sinematik bakış açısı eklenerek, kendimize özel ara sinematikli artistik pozlar çıkartabiliyoruz.

Kahramanımız  ve çetesi başını belaya sokunca, göçebe bir hayat yaşamak zorunda kalıyor. Spoiler vermemek adına hikaye kısmına değinmek doğru olmaz. Oyunda birçok hikaye, yan ve gizemlerle dolu farklı görev dalları mevcut. Ormanda koştururken ağaca asılı ceset ve ağzına tıkılmış bir not bulabiliyoruz. Ya da görevi vermemiz gereken kasabaya giderken, yolumuz haydutlar tarafından kesilebiliyor. Yolda güneş batışına doğru Red Kit misali yavaş yavaş atımızla ilerlerken, bir kanun kaçağı zincirlerini kırmamız için yardım isteyebiliyor. Adam kaçıran bir köle tüccarına, atının altında kalmış yardım isteyen bir kadına, kurtlar tarafından etrafı sarılmış bir adama ve daha yüzlerce aksiyona denk gelebiliyoruz. İşte bu nedenden oyun, çok sevildi. Çünkü yapılabilecek ve denk gelebileceğimiz çok fazla detay ortada. Her şey ince ince işlenmiş.

Belli noktalarda kamptaki adamlarımıza yemek, mermi ve ilaç yardımı yapmamız gerekiyor. Avladığımız geyiği sırtımıza aldığımızda kıyafetimiz kanlanıyor ve değiştirmek gerekiyor. Hatta hava değişiminden etkilenen Arthur, atının çantasında yedek kıyafet taşımak zorunda kalıyor. Belli kasabalarda silahla gezmek başımızı belaya sokabiliyor veya suç işlemek gibi bir amacımız varsa soygunlarda maskemizi takmak gerekiyor ki kolay kolay yakalanmayalım.

Ek olarak atımız, oyundaki en önemli ihtiyacımız. Atımız ölebiliyor, aç kalabiliyor ve bakıma ihtiyaç duyuyor. Boşta bırakırsak kaçıranlar bile olabiliyor. Ona iyi bakın. Yabani hayatta at evcilleştirmek mümkün ancak onunla belli bir süre geçirmezsek, sık sık huysuzlanıyor. Atımızla aramızdaki bağ çok önemli. Ayrıca silahlarımız her zaman atımızın üzerinde. Her ata bindiğinizde silahlarınızı üzerinize almayı unutmayın. At giderse, silahlar da gider.

Oyun, ilk birkaç saat oldukça yavaş ve muhtemelen sıkılacağınız noktalara da denk geleceksiniz. Ancak ilk kasabaya geldiğinizde her şey değişecek. Olaylar o kadar hızlı gelişiyor ki kendinizi ana hikayeden sapmış, bir seri katilin peşindeyken bulabiliyorsunuz ya da başına ödül konulmuş, oldukça nadir olduğu söylenen bir bizonu kovalayabiliyorsunuz.

Kampımızdaki çetemizin morali de atımız kadar değerli. Onları mutlu ettikçe ve kampı geliştirdikçe NPC’lerle olan iletişim güzelleşiyor. Özellikle karakterler arasında geçen diyaloglara bayılacaksınız. Kimi zaman ciddi, kimi zaman komedi unsurlarıyla süslenmiş diyaloglar oyunu renklendiren en tatlı detaylardan. Bazı noktalarda işlediğimiz suçlar yüzünden yüzümüz düşüyor ve kampın güzel hatunları, bizimle konuşarak moralimizi yerine getiriyor. Ayrıca çetedeki üyelerin çoğunun kişisel isteklerini barındıran farklı görevler de var. Bunları yaptıkça ödüllendiriliyoruz.

Kamp demişken, vahşi hayatta kendimiz de kamp kurabiliyoruz. Çadırımızı kuruyor, ateşimizi yakıyor ve craft dahi yapabiliyoruz. Yemeğimizi pişiriyor, yatağımızı hazırlıyor ve yıldızların altında tatlı uykunun tadını çıkartabiliyoruz. Zaman geçtikçe uzayan sakallarımızı kesmek, saç losyonu kullanarak daha yakışıklı hale gelebilmek de mümkün. Çok sık başınıza gelecek olan şapka kaybetme konusunda da ufak bir tüyo vereyim: atınızda mutlaka tekrar beliriyor. Ana kampımızdaki çadırımızda çeşitli kıyafetler yer alıyor. Bunlardan bir tanesini giyip, 2 tanesini de mevsimsel değişime uygun olarak atımızın çantasına yerleştirebiliyoruz.

Oyunda para, başlarda çok zor kazanılıyor. Her şeyi ve herkesi yağmalamak kolay gibi görünse de aslında yanlış. Boş evleri, iyice kontrol ettikten sonra yağmalamak kolay veya dağa çıkarken yalnız gördüğünüz birinin atını çalabilir, üzerine kendisini de öldürebilirsiniz. Ancak bu tarz eylemler bizim iyiye ve kötüye doğru kaydığımızı gösteren kanıtlar. Yolda yardım ettiğimiz bir kasabalı, ona denk geldiğimizde silahla bizi ödüllendirebiliyor veya “gir şu dükkana istediğini al, parası benden” diyebiliyor. Tabii tam tersi durumda yardım ettiğimiz bir adam, kanun kaçağı olup başımızı belaya sokabiliyor ya da yardım isteyen bir kadın, atımızı çalarak uzaklaşabiliyor (başıma geldi, sırtından vurdum haini).

Oynanış dinamikleri oldukça kolay ve gamepad’de sıkıntı yaşamıyorsunuz. Hedefimize kolayca kilitlenen kontrollere alışmak birkaç dakika sürüyor. Dead Eye dinamiği oyunun en önemli özelliği. Tabii ki sadece silahlarımız, patlayıcılarımız değil aynı zamanda belli noktalarda bıçağımız ve yumruklarımızı da konuşturabiliyoruz. Dead Eye, gerçek anlamda kovboy gibi hissettiğimiz anlardan. Düşmana silahımızı çektiğimiz an Dead Eye özelliğimizi kullanabiliyoruz. Bu noktada zaman kısa süreliğine yavaşlıyor ve dilersek tek kurşunda hedefi indirebiliyoruz. Dead Eye özelliğinin her zaman kullanılmaması gerekiyor çünkü Arthur, bu özellikten sonra birkaç saniyeliğine mermi değişimi ihtiyacı duyarmışçasına ortada kalıyor.

Kasabada birinin atını çalmak, birçok tanığın başımıza ödül koyabileceğinin kanıtı. “Wanted” olduğumuz an kelle avcıları peşimize düşebiliyor. Başımıza konan ödülleri postanelerde ödeyebiliyoruz. Tabii işlediğimiz suça göre, ödül oranları da artıyor. İşte bu yüzden maske önemli. Wanted sistemi, oyunda oldukça dengeli ve hatta fazla hassas. Kalabalık kasabalarda atımızla koşturmak çok tehlikeli. Yanlışlıkla birine çarpmak direkt suç. Bir bakmışsınız arkanızda şerif, elinde silah ve bir düzine adamla sizi kovalıyor.

Son olarak çok kez sorulan “fast travel” özelliği oyunda sadece tek taraflı işliyor. Ancak onun için de kamptaki çadırımızı geliştirmemiz gerekiyor. Bunun için de çok para kazanmak şart. Fast travel özelliği, keşfettiğimiz kasabaların merkezlerine kadar işe yarıyor. Olur da “bu çok pahalı ama” diye düşünürseniz, tren için bilet satın alıp belli noktalara kadar gitmek serbest. Kişisel olarak ne tren, ne de fast travel pek kullanmadım (çok uzak olmadığı sürece). Atınızla ne kadar çok vakit geçirirseniz, onunla olan bağınız o kadar artar ve bu da can ile enerjisinin aynı oranla artacağı anlamına geliyor.

Açıkçası gerekse oyuncuyu sürekli meşgul tutan, gerekse eğlendiren RDR2 türünün en efsane isimlerinden olacağı kesin. Online tarafta da muhtemelen GTA V kafasında olacak. Arkadaşlarımızla atımıza atlayacak, tren soyacağız ve dahası. Şimdilik hikaye kısmında yapılabilecek o kadar çok şey var ki bitirmeye insan kıyamıyor.

Bu oyunu 1 dakikada anlatmak imkansız, bunun farkındayız. Ayrıca yukarıda yazdıklarımız sadece başlangıç ve ufak bir özet gibi düşünebilirsiniz. Dahası için bizi takip etmeye devam edin, eylemlerimiz sürecek!

Önemli olan oyunun alınmaya değer olup olmadığına karar vermekse, size yol gösterebileceğimizi düşünüyoruz.

Not:  Yukarıdaki oyun içi görüntüler PS4 Pro’dan kaydedilmiştir. 

1 Dakikada Marvel’s Spider-Man // Alınır Mı Alınmaz Mı?
Ceyda Doğan Karaş
86 doğumlu. Evli, mutlu, Tauren'li. Star Wars, Doctor Who, Yu-Gi-Oh ve Blizzard delisi. 93'ten beri video oyunlarıyla fazla uğraşıyor ve hayatı onların üzerine şekilleniyor. Korku, macera, psikoloji kitap ve animelerine bayılıyor. Koyu Beşiktaş taraftarı ve cosplay organizatörü. Ayrıca cosplay, vazgeçemediği hobilerinden sadece birisi.

PlayStation Classic Oyunları Belli Oldu

Previous article

Assassin’s Creed Odyssey İnceleme

Next article

You may also like