İnceleme

Control İnceleme

0

Quantum Break‘in adımlarını takip eden Remedy Entertainment‘ın son oyunu Control, beklenen etkiyi yarattı mı muamma. Ancak bazılarımızı derinden etkilediği kesin.

Remedy oyunlarını düşündüğümüzde elimizde sık sık bilinmezlik ve gizem dolu olaylar yer alıyor. Mermilerin yavaşlaması, etkileyici patlamalar ve yavaş yavaş yayılan korkutucu alevlerden sıyrılma arzusu derken işini başarıyla gerçekleştirdiği yapımlar oldu. Quantum Break, ilgi çekici hikayesine rağmen PC tarafında öyle büyük sorunlarla karşılaştı ki tarihin tozlu sayfalarında unutulmaya mahkum edildi. Control için aynı durum geçerli olacak mı bilemiyoruz, en azından bazılarımızın isteklerini karşıladığı bir gerçek.

Quantum Break, benzer kurguyu takip etti, ancak bilim kurguya biraz daha yaklaştı. 2016 yılında, bir zaman makinesi ile yapılan başarısız bir deney, ana karakteri Jack Joyce’u kıyameti durduracak zaman-eğilimi güçleriyle donattı. Bu sefer firma bizi Oldest House isimli büyük bir mekana hapsediyor. Manhattan’ın merkezine yerleştirilmiş bu “acımasız” yapı, benzersiz özellikleri bastırıldığından görünüşte tamamen gizlenmiş durumda. Ancak sıradan bir bina değil, aslında oyunun paranormal yapısında yer alan bir Güç Merkezi.

New York’taki gizli bir kurum olan Federal Kontrol Bürosu (FBC), başka bir dünya tehdidi tarafından işgal edilmesinden sonra olaylar gelişiyor. Ana hikayemizde, rolünde büyürken kişisel cevapları aramaya odaklanan Jesse Fadens, çokça yan görevle de baş etmek durumunda. Bir yandan onun sorularına cevap ararken, diğer tarafta çeşitli deneyler arkasındaki gizlenmiş kapıları aralıyoruz. Oynanışın hemen hemen tamamı bu merkezde şekilleniyor. Kısacası bir şeyler ters gidiyor ve Jesse olarak yapmamız gereken kendimizi sağlama almak, olayların arkasındakileri enselemek.

Her tür garip olay düzenli olarak Oldest House’da gerçekleşir. Ancak oyun, çok daha sinsi bir şeyin binaya kök salmasıyla başlar. Bu durum, daha sonra bu tür istilaların dünyaya yayılmasını önlemek için binanın kilitlenme durumuna girer. Oyun kahramanı Jesse Faden kelimenin tam anlamıyla bu gizemli binaya normal bir yapı gibi giriyor. Geçmişte Jesse ve kardeşi, doğa üstü bir olaya karışıyorlar. Ardından Jesse’nin kardeşi FBC tarafından, üzerinden deney yapılmak üzere kaçırılıyor. Jesse kaçmayı başarıyor. Jesse birçok yönden özel. Ölü FBC direktörünün silahını kapıyor ve hayatta kalıyor, böylece o direktörün yerine geçiyor. Müdürün odasına gitmeye yeltendiğiniz anda sizi bomboş koridorlar karşılıyor ve doğal olarak, kardeşinizi ararken farklı soruların cevaplarına erişiyorsunuz.

İşte tam bu noktada oyun haritasıyla ilgili sorunlarla karşılaşmak mümkün. Açıkçası gerçek anlamda peynire ulaşmaya çalışan çaresiz fare gibi labirent içerisinde sıkışmış durumdasınız. Gerçek şu ki, oyunda etkileşime girilecek insan karakteri yok. Çoğu zaten ölü ya da Hiss tarafından ele geçirilmiş. Diğer pek çok kişi, yalnızca tanımlanamayan bir avuç karakterden ibaret ve etkileşime giremeyen normal FBC çalışanları. 

Kurgu, mantıkta oldukça iyi yazılmış olsa da, oyunda anlatılan hikayenin bir bütün olarak ilgiyi pek üzerinde tutamıyor. Bunun en büyük nedeni, düşmanın yüzü olmayan doğasından hayat bulan Hiss. Hiss, çok boyutlu bir düşman gücü.  Tek amacı bozmak, kırmak, yok etmek ve ele geçirmek. Bulunduğumuz ortamda çok sayıda ofis yer aldığında keşfetmek yerine “bir şeyleri bulmaya” odaklanmak daha mantıklı. Şöyle ki oyunda çok sayıda ses dosyaları ve video kayıtları yer alıyor. Bunları didikleyip, aslında neler döndüğünü az çok anlayabiliyorsunuz. Özellikle videoların dizi kıvamında sunulması hoş bir detay olmuş.

Control, Metroidvania‘dan ilham alınan TPS kamera açısına sahip, bir aksiyon / macera oyunu. Metroidvania, görevleri yaparken yeri geldiğinde bulunduğunuz tüm kattaki düşmanları yok etmek veya bu sırada hiçbir şekilde ölmemek anlamına geliyor. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Metroidvania, elimizde kocaman tek bir haritanın olduğu anlamına gelir. Control de bu esinlenmeden yola çıkarak sizi türlü noktalara yönlendiriyor. Bu sırada hikayede ilerlerken çeşitli eşyalar bulabiliyor ve yetenekler kazanabiliyorsunuz. Normalde Metroidvania türünde (Zelda, Castlevania) haritayı ezberlemek o kadar zor değildir. Remedy dersine çok iyi çalışamamış olacak ki Control dünyasında haritada ipin ucunu kaçırmak çok kolay. Çünkü her katta yığınla ofis var ve bu ofislerin içerisinde bazen minik gizli odalar da yer alıyor. Bir noktada haritayı ezberlemek imkansızlaşıyor ve “labirent etkisinden” kaçamıyorsunuz. 

Oynanış kısmında Control, şaşılacak derecede eğlenceli. Aksiyona doymak mümkün ve tüm Hiss’lere karşı kapışırken, silahlarınıza da güvenebiliyorsunuz. Silahlarınız, güçleriniz gibi zamanla gelişiyor ve daha etkili hale geliyorlar. Jesse, düşmanların üzerine bina kalıntıları, moloz yığınları veya sandalyeler derken birçok şeyi fırlatabiliyor. Diğer tarafta yığınla betonu üzerine toplayıp kalkan misali kullanabiliyor. Diğer güçleri arasında telekinetik olarak güçlendirilmiş yakın mesafe saldırısı, havada uçma, hızlıca kaçabilme ve canı azaldığında düşmanları geçici olarak müttefiğe çevirme de yer alıyor. Önemli olan aksiyon esnasında etrafınızı iyi kontrol etmek ve düşman açısına göre saldırıya geçmek.

Tüm doğa üstü yeteneklerin kilidi açıldığında, Control dövüş kısmında epik ve akılda kalıcı etkiler yaratabiliyor. Ortada harika ve tatmin edici bir güç fantezisi var. Birkaç kere gücünüzü kullandığınızda enerjinizin azaldığını fark ediyorsunuz ve bu durumda silahlarınıza güvenmeniz gerekiyor. En büyük sıkıntı ise oldu da öldünüz ki aslında oldukça zor, son kontrol noktasından oyuna devam ediyorsunuz. Zaten harita kocaman ve karmaşık, üzerine ölürseniz daha önce geçtiğiniz yerlerden depar atarak son kaldığınız yere ulaşmaya çalışıyorsunuz. Bu da aynı yerleri tekrar görmek ve sıkıntıdan eşyaları sağa sola fırlatmakla sonuçlanıyor.

Yeteneklerin dışında silahlarınızı da geliştirirken olabildiğince her ofise girmelisiniz. Öldürdüğünüz düşmanların üzerinden veya ofisteki eşyaların üzerinde denk geldiğiniz elementleri toplamanız gerekiyor. Bu elementler farklı yapılara sahipler ve özellikle silahlarınızı güçlendirmek için çeşitli perkler kazandırıyorlar. Perkler, karakteriniz gibi silahlarınıza da slotlar kazandırıyor. Daha fazla hasar verme, “headshot” etkisini arttırma veya düşmandan düşen can doldurma orblarının düşme oranını arttırma gibi perkler, genelde hayat kurtarıyor. Hoş, ölmek oldukça zor ancak bir anlamda da eziyet olduğunu unutmayın.

Savaşın ötesinde Remedy, keşif ve bulmacalar söz konusu olduğunda, aslında daha fazlasını yapabilirmiş. Sağda solda bulunan birkaç bulmaca, bir kapının kilidini açmak için bir bilgisayara kopyalamadan önce laboratuvar notlarında doğru hedron isimli desen bulmacasını geçmeyi içeriyor.  Bu yapıya verilebilecek en güzel örnek, muhtemelen Prey olabilir. Aynı şekilde Metroidvania dizaynına sahip ve oyuncuya önemli olduğunu hissettiren gizli yollar veya bulmacalarla süslü. Control bu kısımda pek etkileyici değil ve bir türlü oyuncuyu kendisine bağlayamıyor.

Control, teknik kısımda PC platformunun nimetlerinden yararlanırken olabildiğince sınırları zorlamaya çalışmış. Remedy’nin kendi teknolojisi Northlight motorunun evriminden şekillenen oyun, GeForce RTX ekran kartı sahiplerinin alabilecekleri bir avuç ilavelerle öne çıkıyor. Her şeyden önce, dört farklı efektte uygulanan gerçek zamanlı ışın izleme (Microsoft’un DXR API’sini temel alan) var. Global Illimunation etkisi, yansımalar, ışık oyunları, gölgeler, banyo fayanslarının gerçekçiliği dahil birçok detay, grafik anlamında aksiyon anında bile leziz görünüyor. PC’nizi zorlayıp grafik ayarlarını arttırdığınızda farkı anında hissediyorsunuz. Özellikle atmosfer inanılmaz değişiyor ve göze çok daha hoş görünüyor.

Control, bir baş yapıt değil. Remedy, elinden geleni yapmış ve ne yazık ki birtakım eksiklerin önüne geçememiş. Açık uçlu oyun ortamını ve kendinizi “gerçekten güçlü” hissetmeniz adına her şeyi yapmış, orası kesin. Oyun aynı zamanda PC’de bugüne kadarki gerçek zamanlı ışın izlemenin en güzel örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Oynanışta herhangi bir sorun yok ve eğlenirsiniz. Tabii bir noktada belki hikayeye devam etmek istemeyebilirsiniz ancak aksiyona doyarsınız. Kim bilir belki Control’deki gizem, Quantum Break gibi sizi kendisine çeker. Şans vermek sizin elinizde.

 

NBA 2K20 İnceleme
Keeper of Time
“Lost time is never found again. Oh, never mind I found it.”

    Monster Hunter World: Iceborne İnceleme

    Previous article

    Yeni Macera Oyunu Ring Fit Adventure, Switch’e Çıkıyor

    Next article

    You may also like

    Comments

    Comments are closed.

    More in İnceleme