Go Go Power Rangers! İzlenmeye Değer Bir Film mi?

<span class="fa fa-user"></span>
Ceyda Doğan Karaş
Köşe Yazısı
1.6K
2

Power Rangers (PR) dizisi, zamanının en eğlenceli yapımları arasında yer alır. 5 gencin hikayesini anlatan dizi, “her biri farklı renkte ve kültürde” kafasını sürekli gözümüze gözümüze sokar. İlk olarak ABD’de 1993 yılından beri yayımlanan bilim kurgu ve macera dizisi, aynı isimle birçok filme de hayat vermiştir.

İşin aslı ise 1992-1993 sezonunda Japonya’da yayımlanan Kyōryū Sentai Zyuranger adında bir dizinin uyarlaması olan Power Rangers, dizinin ABD’de önce Zyu Rangers adıyla yayınlanması planlanmıştı ancak Yahudileri aşağılayan “Jew” kelimesine benzediği için Power Rangers olarak değiştirilmişti. (kaynak Wikipedia)

Tarih dersi burada bitti. Bizim olayımız Power Rangers filminin 2017 yılında nasıl göründüğü ve filmin izlenmeye değip değmediği. Açıkçası çocukluğumda Show TV başına beni sürükleyen nadir yapımlardan biriydi. Yıllardır TV başına oturmam ancak zamanında programlar çok daha eğlenceliydi ve gerçekten güzel şeyler izliyorduk. Şimdiki dizilere, çizgi dizilere bakıyorum da gözlerim kanıyor arkadaş… Haber deseniz zaten izlenmeye değer şeylerin sayısı bayağı azalmış. Anca belgesel falan izlenmeye belli kanallar takip edilmeye değer olmuş. Neyse… Konuyu fazla saptırmayalım.

Power Rangers dizisi zamanında Show TV dışında, Fox Kids, Disney XD, Kidz TV ve Nickelodeon gibi kanallarda yayınlanmıştı. 4 sezon sonrasında “çocukları kötü etkiliyor” bahanesiyle yayından kaldırıldı. Aman ne bahane, sen çocuğu yetiştirmeyi becereme, sonra vay efendim çocuk bozuldu… E becerememişsin, suçlusu biz olduk. Olay resmen “ben Pikachu’yum” deyip camdan atlayan veledin dramasına döndü. Bir nesil ağladı böyle veletler yüzünden.

90’ların kült televizyon dizisi olan Power Rangers serisini yeniden perdeye taşıyan olan filmin yönetmen koltuğuna Dean Israelite oturuyor. Filmin konusu: Kendimizi Angel Grove adlı küçük bir kasabada buluyoruz. Bu kasabada, başı belli nedenlerle başını belaya sokan 5 genç de ana karakterlerimiz. Onlar, kader tarafından seçilen özel gençler. Tabii bir süre, bunun farkında olmuyorlar. Billy (Mavi Ranger) yüzünden kendilerini gizemli bir mağarada bulan bu beş genç, Alpha 5 ile tanışıp ardından da Zordon (Bryan Cranston)’dan asıl hikayeyi öğreniyorlar. Zordon da bir zamanlar Kırmızı Ranger ve Yeşil Ranger’ın (Rita) ihaneti sonucu, korkunç bir savaşı kaybeder. Son anda 5 Power Ranger’ın güçlerini barındıran metal parçalarını ele geçirerek korumayı başarır ancak aradan geçen yıllar sonra tanıştığı bu beş genç, tam olarak Power Ranger olmaya elverişli değildir. Henüz birbirlerini tanıma aşamasında olan bu beş genç, Dünya’nın uzaylı tehdidi altında olduğunu öğrenince, yeni edindikleri güçlerini geliştirmeye karar verirler. Tabii ki bu sırada sıradan gençlik dizilerinde olan sürtüşmeler de yaşanır. Rita yani Yeşil Ranger, Dünya’da saklanan güçlü kristali ele geçirme konusunda kararlıdır.  

karikocagaming-power-rangers-incelemesi

90’lı yılların dizisi kendisini daha parlak zırhlara, gerçekçi patlama ve aksiyonlara bırakınca, insan biraz tuhaf oluyor tabii. İlk Power Rangers’ın yıldızları ile şimdikilere baktığımızda belli değişiklikler hemen gözümüze çarpıyor. Filmde de dizide olduğu gibi “farklı renk ve farklı kültürden 5 genç” konusu öne çıkmaktan geri kalmıyor. Olay da bu ya, 90’lardaki ilk Power Rangers yapımından farklı renklerle karşı karşıyayız. Bunun bir eksi mi artı mı olduğuna karar vermek zor. Açıkçası kişisel fikrim, orjinale sağdık kalınsaydı çok daha hoş olurdu. Madem ilk yapımı örnek alıyorsun, zırh ve Megazord’un tasarımını vs değiştiriyorsun, en azından belli detaylara hiç ellenmeseydi, film “belki de” tadından yenmezdi. Tabii ki eski Power Rangers yapımları, birçok oyuncuya ev sahipliği yaptı, dolayısıyla oyunculuk konusunda fazla sert eleştiriler yapılamıyor.

karikocagaming-power-rangers-megazord

Bir önceki paragrafta belirttiğim gibi “gözle görülür” değişikliklerin öne çıktığı filmde, eski diziden çok farklı detaylar da var. Karakterlerin değişmesinin yanında (kısmen), robot tasarımları da oldukça farklı.

Kıyaslama kısmını biraz erteleyip oyunculuk ve rollere de değinmek gerek. Açıkçası Bryan Cranston ismini gördüğüm anda acaba nasıl bir role bürünecek veya daha uzun görebilecek miyiz diye hayallere kapılmadım değil. Ancak maksimum 2 dakikalık bir sürenin ardından kendisini sadece Zordon olarak görmeye devam ediyoruz. En azından Zordon’un ilk halini görmek de hoş bir deneyimdi. Her Ranger’ımızın ayrı bir özelliği var. Biri asi, biri geveze, biri lider falan filan. Oyuncular; Dacre Montgomery (Jason Lee Scott / The Red Ranger), RJ Cyler (Billy Cranston / The Blue Ranger), Naomi Scott ( Kimberly Hart / The Pink Ranger), Becky G (Trini / The Yellow Ranger), Ludi Lin (Zack Taylor / The Black Ranger), Elizabeth Banks (Rita Repulsa / The Green Ranger).

Fazla spoiler olmaması adına çok detay vermeyeceğim ancak belli sahnelerde içim kıyılmadı değil.

Aksiyon ve CGI kısmını oldukça beğendiğimi itiraf etmeliyim. Robot ve zırh tasarımlarında Transformers kokan filmde, kıyaslama yapmak yerine tadını çıkartırsanız, o kadar da rahatsız olmuyorsunuz. Burada amaç, içinizdeki çocuğu mutlu etmek. Film, vasat derecede kötü değil ancak üzülerek yazıyorum ki çok başarılı da değil. Beklentinizi minimumda tutmak en sağlıklısı olacaktır. Belli espriler güldürürken, kimi zaman “iyk” dedirten durumlara da denk geliyoruz. Yani fazla zorlama esprilerin yerine kurgu eklenseydi, içimiz belli sahnelerde kıyılmazdı. Son olarak klişe sahnelere de hazırlıklı olmanızı öneririm. Mesela okulun popüler kızı, işte saçlar uzun ve “güzel” falan. Hatun bulanıma girer ve saçlarına iki makas atınca sınıfa girer, herkes “off yafrum” tribine girer. Bu ve buna benzer, sonu çok belli olan sahneler, kimi izleyicileri muhtemelen rahatsız edecektir.

Gelelim müzik konusuna; taş olun he mi? Kabul, işte kahramanlarımız yavaş çekimde, kapıdan çıkarken falan “hını hın hın hın aaaa oooo hiiiii hooolaaaala” müzik seçiminde sorun yok da aşağıdaki notaları sadece beş saniyeliğine duymak, resmen yüreğimi yaktı. Brian Tyler, bu filmde müzik konusunda yeterince iyi çalışamamış. Hoş, belki de arka tarafta bilmediğimiz olaylar dönüyordur. Her türlü orjinal “Mighty Morphin Power Rangers” müziği, hepsini döver!

Son olarak filmin fragmanında gördüğümüz bazı sahneleri, filmde göremiyoruz. Sonuç olarak Power Rangers, orta düzeyde bir aksiyon ve macera filmi. Beklentinizi düşük tutup, eğlencesine gidebilirsiniz. Ancak yukarıda yazdıklarımı dikkate almanızı öneririm. Yapılan belli göndermeler ve 90’daki PR dizilerindeki belli sahnelerin kullanılması, takipçilerini mutlu etmeye yetecek kadar başarılı. İyi seyirler.

Tüm Zamanların Çıkmış En İyi Açık Dünya Oyunları