Sinema

Ölüm Günün Kutlu Olsun 2 İzlenmeye Değer Mi?

0

2017 yılında vizyona giren tüm rakiplerinin arasından sıyrılmayı başaran Happy Death Day (Ölüm Günün Kutlu Olsun), kendi kulvarında izleyiciyi etkilemeyi başarmıştı. Şimdi macera, Happy Death Day 2U ile kaldığı yerden devam ediyor.

Korku ve komedi türleri, sinema tarihinde oldukça ilginç bir geçmişe sahiptir. Tabii korku konusu artık gerilimden çıkıp içerisinde sadece “ani korku” öğeleriyle süslenince, her şey tahmin ettiğimizden farklı gelişiyor. Yaratık, paranormal öğeler veya katil varsa, yanına da sizi yerinizden sıçratıyorsa, işte o “korku” filmi oluyor. En azından günümüzde böyle.

Scary Movie serisi, Zombieland, Beetlejuice (kısmen), What We Do in the Shadows, The Cabin in the Woods, Shaun of the Dead, Housebound, The Babysitter ve dahası. Günümüze yaklaştıkça konular ve seçilen fantastik öğeler değişiyor. Bazı isimler sadece komedi, bazıları korkunun yanına gülümsetmekten fazlasını katamıyor ancak komedi kategorisine alınıyor. Çok başarılı olduğu kadar hayal kırıklığı yaratanlar da var. Mesela Scary Movie ismi gittikçe kalitesizleşti veya yaş gereği bir noktada kaliteli komedi arar olduk. Sulu, basit ve bel altı komedi yerine farklı göndermeler istedik.

Ölüm Günün Kutlu Olsun 2 Konusu

Tekrar yönetmen koltuğunda oturan Christopher Landon‘ın yanında yapımda Jason Blum da yer alıyor. Bu kez kahramanımız Tree Gelbman (Rothe) tekrar tekrar ölmenin önünde yatan tehlikelerden şaşırtıcı bir şekilde daha kolay olduğunu keşfediyor.

Tree’yi son bıraktığımızda kendisini oda arkadaşı Lori’nin (Ruby Modine) elinden gelecek kesin bir ölümden kurtarmış ve psikopatı Kappa Nu derneğinin penceresinden dışarı atmıştı. Tree’nin hiç bitmeyen doğum günü NİHAYET sona ermişti. Yepyeni hayata geçmeyi başarmış ve eski hatalarını bir daha asla tekrarlamayacağına yemin etmişti. Ya da en azından öyle olacağını düşünmüştü…

Tree, sonsuz döngüye veda ederek Carter (Israel Broussard) ile umut vaat eden yeni ilişkiye başlar başlamaz tuhaf cinayetinin bulmacasını çözmenin istemeden de olsa, çoklu evrene şok dalgaları gönderecek bazı sonuçlar doğurduğunu fark eder.

Carter’ın oda arkadaşı Ryan (Phi Vu), her zamanki gibi yanlış yerde ve yanlış zamanda bulunarak moleküler düzeydeki deneyi yüzünden etrafındaki tüm insanların hayatını değiştirmeyi başarır. Ryan’ın mühendis adayı arkadaşları Samar (Suray Sharma) ve Dre (Sarah Yarkın) Sisyphus Kuantum Soğutucu Reaktörü (Sissy) mükemmelleştirmelerine ve Nobel ödülüne aday olmalarına (ya da Bayfield Üniversitesi’ni ve 160 km. çapındaki herkesi havaya uçurmalarına) ramak kalmıştır.

Deney sırasında her şey birbirine karışır ve Tree, tekrar Carter’ın yatağında uyanır. Bambaşka bir hayatta uyanan Tree, kimsenin olması gerektiği hayatı yaşamadığını ve ters giden bu döngüyü kırmak için “yine” defalarca ölmesi gerekmektedir. Bu sefer katil maskesinin ardında farklı bir yüz vardır ve bildiği herkesin değişmesi, onun şimdiki hayatını hem zorlaştırmış hem de güzelleştirmiştir. Tree’nin seçim yapma zamanı gelmiştir. Değişen hayatını seçip, ölmeye devam mı edecektir? Yoksa her şeyi eski haline çevirmek için bilime mi güvenmelidir? Sürekli ölerek karma dersleri almak ve içindeki kötüyü canlandırarak kendisini hafife alan herkesi yenmek Tree’nin elindedir.

Ölüm Günün Kutlu Olsun 2 İzlenmeye Değer Mi?

22 Şubat Cuma günü vizyona girecek olan komedi ve korku filmimiz, 1 saat 40 dakika. Bu sürede izleyiciyi sıkan ve soru işaretiyle boğan çok az sahneye denk geliyoruz. Şöyle ki soru işareti kısmı spoiler olduğu için fazla detaya girmeyeceğim ancak ortada paralel evren konusu olduğu için doğal olarak “e bu arkadaşa ne oldu?” kafasını belli oranda yaşıyorsunuz. Hem filmin süreci hem de konusu ve mizacı gereği, bu tarz konuların geri planda kalması normal.

Filmin muhtemelen en eğlenceli noktaları Tree’nin fedakarlığı sırasında kullanılan sahne geçişleri. Ayrıca kendi tadında “sulu espri” kısmı normalde can sıkabilirdi ancak detaylar ve müzikler öyle güzel yedirilmiş ki zamanın nasıl geçtiğini anlamak bir noktada zor. Kısacası bu noktada film akıp gidiyor ve izlerken de eğleniyorsunuz. Özellikle daha ilk dakikada filmin kaldığı yerden devam etme noktasındaki vuruşları, sizi geçmişe sürüklerken sunduğu malzemeye de hayran kalacaksınız.

Mükemmel bir film olmadığını kabul etmek gerek ve tabii ki beklentilerinizi çok yükseltmeyin. İlk filmi beğendiyseniz onun iki tık üstü gibi düşünebilirsiniz. Açıkçası ilk filmden daha başarılı olmasını pek beklemiyordum ve konu vuruşlarıyla etkilemesi de şaşırtıcı.

Her şey bir kenara oyunculuk kısmında kimi zaman duygulandıran performansları veya eğlendirici dokunuşlarıyla herkes işiniz başarıyla gerçekleştirmiş. Gülümseyecek, kimi zaman duygulanacak ve en önemlisi hoşça vakit geçireceksiniz. Günün sonunda hemen salondan çıkmadan güzel bir sürprizle renkleneceğinizi de bilin ve koltuğunuzdan hemen kalmayın. Son olarak filmin üçüncüsü olur mu bilinmez ancak son sahnede göreceklerinizden sonra “neden olmasın?” demeniz de muhtemel. Şimdiden iyi seyirler.

How to Train Your Dragon: The Hidden World İzlenmeye Değer Mi?

Ceyda Doğan Karaş
86 doğumlu. Evli, mutlu, Tauren'li. Star Wars, Doctor Who, Yu-Gi-Oh ve Blizzard delisi. 93'ten beri video oyunlarıyla fazla uğraşıyor ve hayatı onların üzerine şekilleniyor. Korku, macera, psikoloji kitap ve animelerine bayılıyor. Koyu Beşiktaş taraftarı ve cosplay organizatörü. Ayrıca cosplay, vazgeçemediği hobilerinden sadece birisi.

Darkest Dungeon 2 Duyuruldu

Previous article

Netflix’in Mart Programı Yayınlandı

Next article

You may also like

More in Sinema